SİNEMAYA DOĞRU ADIM ADIM…

29 Haziran 2011

Ekleyen: Bilal Cangül

5431

SİNEMAYA DOĞRU ADIM ADIM…

En iyi niyetli, ama ilkel denemeleri bir yana bırakırsak; 1820’lerde Belçikalı Joseph Plateau ve İngiliz Michael Faraday, 1830’larda Avusturyalı Simon Stampfer, 1860’larda İngiliz M. Bradley ve Amerikalı William E. Lincoln, 1870’lerde Eadweard Muybridge, 1890’larda Fransız Etienne-Jules Marey ve Fransız Lumiere Kardeşler gibi onlarca öncül denemenin ardından, bugün anladığımız anlamda ilk film kamerası Thomas Edison ve W.K.L. Dickson tarafından 1894 yılında yapılmıştır.

İlk film gösterim makinesi ise 1895 yılında Fransız Auguste ve Louis Lumierre tarafından Paris’te yapılan bir gösteride sergilendi. Bu tarih sinemanın icadı olarak kabul edilmektedir.

20 Mayıs 1896: New York City’de, Koster & Bial’s Müzikholü’nde insanların film seyretmek için ilk kez para verişi.

26 Temmuz 1896: ABD’deki ilk sinema salonu: Vitascope Hall, New Orleans, Los Angeles.

19 Haziran 1905: THE GREAT TRAIN ROBBERY (1903)(Büyük Tren Soygunu)’nun ilk kez Pittsburgh Nickelodeon’da gösterimi.

1907: Los Angeles’a ilk film şirketinin gelişi.

4 Kasım 1907: Filmleri sansürleyen ilk şehir Chicago oldu.v
1910’da ABD’deki sinema salonu sayısı: yaklaşık 13.000

1910’da bir filmin ortalama uzunluğu: 3 makara (yaklaşık 30 dakika)

1910’da bir biletin ortalama fiyatı: 0.07 $

1910’da “büyük yıldız” Mary Pickford′ın maaşı: haftalık 175 $

1913’te uzun metrajlı bir filmin ortalama bütçesi: 13.000 $

1913: İlk dizi film: THE ADVENTURES OF KATHLYN (Kathlyn’in Maceraları)

1914: Charlie Chaplin’in “Şarlo” olarak ilk kez sahneye çıkışı: KID AUTO RACES AT VENICE.

1917: Sinemanın ilk seks tanrıçası ortaya çıkıyor: “A FOOL THERE WAS” (Bir Aptal Vardı) filmiyle, Theda Bara.

1917: Buster Keaton’ın ilk filmi: THE BUTCHER BOY (Kasap Çocuk)

Hollywood’daki toplam sinema çalışanı sayısı: 1920’de: 20.000… ve 1926’da: 300.000!


* * * * *


Bir filmde görülen ilk öpüşme sahnesi 1896 tarihli DUL BAY JONES filminde May Irwin ve John Rice’ın öpüştükleri sahnedir.

1912 yılında film çevirmeye başlayan Sarah Bernhardt sinema filmlerinde rol alan ilk ünlü kadın tiyatro sanatçısı olma unvanını elde etmiştir.

Oscar ödülleri 1929 yılında dağıtılmaya başlamıştır. Resmi adı “Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi Ödülü” olan Oscar ödül tören ilk kez 1953 yılında TV’den yayınlanmaya başlamıştır. 1929 yılının en iyi filmi ödülünü kazanan KANATLAR (1927) filmi bu ödülü kazanan ilk ve tek sessiz film olmuştur.

İngilizce’de “film” anlamında kullanılan “movie” (hareketli şey) sözcüğü aslında çekilen filmleri değil, oradan oraya koşuşturmalarıyla tanınan ilk sinemacıları tanımlamak için uydurulmuş bir sözcüktü.

Film kameralarının atası olan ilk fotoğraf makineleri fotoğrafı çeken fotoğrafçının içine girebileceği büyüklükteydi. “Kamera” sözcüğü de zaten “karanlık oda” anlamına gelen “camera obscura” sözcüklerinden türetilmiştir.

Hollywood’da resmen kurulan ilk film şirketinin adı “Centaur Pictures” idi.

Bugün adını kimsenin bilmediği Francis X. Bushman (1883-1966) sinema tarihinde “SİNEMANIN KRALI” unvanını kazanmış olan ilk oyuncudur ve bu unvan bugün bile oyuncunun mezar taşında yazmaktadır. Unvan kısa zaman sonra Clark Gable’a geçmiş ve uzun yıllar onda kalmıştır. (Bu arada, biz de “Yeşilçam’ın Kralı” Ayhan Işık’ı ve “Çirkin Kral” Yılmaz Güney’i hürmetle anmadan geçmeyelim… S.K.)

Sinemanın ilk “kraliçesi” ise önceleri sadece bağlı bulunduğu film şirketinin adıyla, “Biograph Kızı” olarak tanınan Florence Lawrence’ idi.

Sessiz sinemanın ilk “vamp kadını” ve “skandallar kraliçesi çılgın” Theda Bara’nın adı o zamanlar iddia edildiği gibi “Arab Death” (Arap Ölümü) sözcüklerinin bir anagramı değil, asıl adı olan Theodosia Burr Goodman’ın değiştirilmiş haliydi.

Arkansaslı polis memuru Elmo Linkenhelt az olan polis maaşına katkıda bulunsun diye filmlerde ufak-tefek roller de oynuyordu. Bir kavga sahnesi sırasında genç adamın gömleği yırtılıp da yayla gibi göğsü ve geniş omuzları ortaya çıkınca yönetmen D.W. Griffith hemen onu yayına çağırdı ve adını “Elmo Lincoln” olarak değiştirdi. Elmo artık beyazperdenin ilk Tarzan’ı olmuştu! Genç adamın 1918 yılında oynadığı TARZAN OF THE APES filmi sinema tarihinde 1.000.000 dolardan fazla kazanan ilk filmlerden biridir.

İngiltere’de çekilen ilk sesli film olan 1931 tarihli ŞANTAJ filminin yönetmeni Alfred Hitchcock’tur.

1939 yılında Hollywood’da bulunan her film şirketi günde ortalama iki film çekiyordu. Elbette bu filmlerin tamamı kısa komedilerdi.

Amerikalı yönetmen D. W. Griffith 1908-1913 yılları arasında çoğu kısa olmak üzere 450 tane film çekmiştir.

1912 yılında yönetmen Will Barker’ın çektiği HAMLET filmi (yirmi iki sahnesi birden çekilerek) bir gün içinde tamamlanmış ve sadece 180 sterline mal olmuştur.

Yirminci yüzyıl başlarındaki Pennsylvania eyalet yetkilileri “sinemada hamilelik ve çocuk doğurma” konusunda kadar “hassas”tılar ki, bir keresinde patik ören bir kadın görüntüsünü “hamileliği çağrıştırdığı” gerekçesiyle sansürlemişlerdi.

Daha 19. yüzyıl sonlarında ortalıkta “ayıpçı” erotik filmler gezinmeye başlamıştı, ama Britanya’da sansürlenen ilk film seks yüzünden değil, bilimsel araştırma yüzünden sansürlenmiştir. Charles Urban adlı bir bilim meraklısı tarafından çekilen film ünlü ve küflü Stilton peynirinin küflenme sürecini mikroskop yardımıyla gösteriyordu. Film oynatılacağı zaman peynir üreticileri ayağa kalktılar ve bu filmi gören birinin bir daha asla Stilton peyniri yemeyeceğini iddia ettiler. Sonuç mu? Ne yazık ki, genelde olduğu gibi, sansürcü zihniyet kazandı ve film sansürlendi.

1917 Yılında aklı pek evvel bir film yapımcısının aklına bir fikir geldi: neden dünyanın en büyük opera şarkıcısı olan Enrico Caruso bir filme oynamasın ki! Hemen senaryolar yazıldı, Caruso’ya oynayacağı rol için (bir servet olan) 250.000 dolar ödendi, film hemen çekildi ve anında iflas etti. Dâhi yapımcının akıl edemediği ufak(!) bir ayrıntı vardı: film sessizdi!

WHAT PRICE GLORY? (Zaferin Bedeli Ne?) (1927) filmi çekilirken baş rol oyuncuları Victor MacLaglen ve Edmund Lowe bir sahnede kavga edeceklerdi. İki arkadaş “film nasılsa sessiz çekiliyor” diye birbirlerine ana avrat dümdüz giderlerken küçük bir ayrıntıyı unutmuşlardı: dudak okuyabilen işitme engelli seyirciler! Bu sahne yüzünden protestolar ayyuka çıktı; ama sonuçta da aslında enti püften olan bir film yapımcısına büyük paralar kazandırdı.

Hollywood’un ilk günlerinde film endüstrisi adeta İngilizlerin işgali altındaydı. Yazarlar, yönetmenler, yapımcılar, oyuncular… Hatta şöyle bir espri anlatılır: bir gün akşam beş çayı sırasında İngiliz oyuncu Gladys Cooper bahçedeki eşine şöyle seslenmiştir: “Hayatım, bir bakar mısın, ön bahçemizde bir Amerikalı var galiba.” Tabii ki evleri Hollywood’daydı!

Sessiz sinemanın ilk günlerinde korku-gerilim türü filmler oynatılacağı zaman “birileri korkudan ölmesin” diye sinemaların kapısına tam donanımlı bir cankurtaran getirme âdeti vardı. Bu, elbette yapımcıların zekice bir numarasıydı, ama herhangi bir kimsenin korkudan öldüğü de sinema tarihinde kayıtlı değildir.

Sinemanın ilk dönemlerinde kısa filmler arasında seyirciyi bilgilendirmeye yönelik kısa uyarılar da ekrana yansırdı… Örnek mi?

Şapkanız harika genç bayan, ama lütfen çıkarır mısınız?

Lütfen ara yazıları içinizden okuyunuz; yüksek sesle okumanız yanınızda oturanı rahatsız edebilir.

Evinizde yere tükürmüyorsanız, lütfen burada da tükürmeyiniz.

Beyler ve bayanlar sinemamıza rahatlıkla girebilirler, burada hiçbir “ayıp” film gösterilmemektedir.

Oscar heykelciği 1928 yılında MGM’in sanat yönetmeni olan Cedric Gibbons tarafından tasarlanmış ve o günden bu yana hiç değişmemiştir.

Hollywood’un en önemli oyuncu ajanslarından birinin kapısında şöyle yazarmış o zamanlar: “OYUNCU OLMAYA ÇALIŞMAYIN! İŞ VERDİĞİMİZ HER BİR KİŞİ İÇİN, BİN KİŞİYİ GERİ ÇEVİRİYORUZ!”



Yazar : Sabri Kaliç



PAYLAŞ



Yorumlar



Geri Dön: Ana Sayfa