Pas ve Kemik - Sinema Yazısı

25 Ekim 2013

Ekleyen: Aytaç Ünal

3441

Pas ve Kemik - Sinema Yazısı

Açık konuşmak gerekirse, melodram türü filmleri pek sevmem. Genellikle yaralı ruhların hikayelerini klişeleştirerek karakter psikolojisi üzerinden giderler. Çizgileri hep aynıdır; filmde her şey çıkmaza sarmış kötü giderken biz hep en azından iyi bir şey olmasını dileriz. Çünkü karikatürilize edilmiş karakterlerin karşısına hep sürpriz ve beklenmedik negatif olaylar çıkar. İyi her zaman çok iyi, kötü her zaman çok kötüdür. Her şey kalıplar içindedir. Tamda iyi bir şeyler olacakken de film biter. İzleyicinin yeşermekte olan tüm umut duygularını alıp süpürür. İşte bu yüzdendir ki, bu tarzın devir daim döngüsü beni hep gerer. Fakat bu tarza tamamen yeni bir kılıf ve esneklik getiren Jacques Audiard’ın, son uzun soluklu eseri Pas ve Kemik (De Rouille et D’os) bana göre 2012’nin izlenmesi gereken yapımları arasında.

Kısaca bir konusuna göz atalım:

Katil balina eğitmeni olan Stephanie ile evsiz barksız kalmış Ali’nin yolları, bir gece kulübünde çıkan bir kavga sonucu tesadüfen kesişir. Stephanie’nin bir kaza sonucu bacaklarının dizden aşağı olan kısımlarını kaybetmesiyle hikaye kötüye gitmeye başlar. Ali’nin Stephanie’ye olan karmaşık duyguları, filmi sonu olmayan bir çıkar ilişkisine götürüyor gibi gözükse de, hikaye; iki farklı kafadarın zamanla birbirlerine alışmasını ve güvenmesini konu alıyor.

Fransız Y önetmen Jacques Audiard’ın, Craig Davidson’un kısa hikayesinden Thomas Bidegain ile beraber uyarladığı ve yönetmenliğini üstlendiği filmin başrollerini Marion Cotillard(Stephanie) ve Mathias Schoenaerts(Ali) paylaşıyor. Mathias Schoenaerts’in oyunculuğunu hikayede canlandırdığı karaktere göre yeterli bulurken, Marion Cotillard’ın oyunculuğunu yine olağan üstü buluyorum. Oynadığı karakterlerle adeta bütünleşip onlarla dans eden Marion, yine Stephanie karakteriyle müthiş bir gösteri sunuyor. Zaten kendisini La Mome (Kaldırım Serçesi) filmiyle, oynadığı Edith Piaf karakteriyle kanıtlamış birisi. Ve bana kalırsa asıl başrol ünvanını birazda kıl payı kaçırıyor.

Önceden de belirttiğim gibi Pas ve Kemik, iki yaralı ruhun hayatlarının kesişmesiyle birlikte olan yaşantılara dayanıyor. Erkek karakterimiz olan Ali, beş parasız çocuğuyla birlikte ablasına sığınırken, Stephanie akvaryumda balinalarla birlikte gösteriler düzenliyor. Stephanie’nin yaşadığı kazadan sonra, hikayenin, çok fazla karamsar bir havaya bürüneceğini düşündüğüm halde, her şey sanki iyiye doğru gitmeye başlıyor. Tabii ilk başta Stephanie’nin bacaklarının kesilmesi karşısında karşılaştığı o derin ve çarpıcı sahneyi saymazsak.

Hikaye kendisini, tamamiyle iki farklı yapıya sahip olan bu çiftin, sorumsuz ve umursamaz tavırlarıyla Ali’nin olgunlaşma sürecine yıkmaya çalışıyor. Ama aslında Stephanie’nin tekrar yeni bir başlangıç yapmasına da dikkat çekiyor. İşte bu nokta da dibe vurmuş iki insanın ne çok duygusallığa, ya de ne çok kötümserliğe yer vererek, yani her iki karşıt duygununda tam tadında bırakılması sonucuyla, ana fikre rahatça odaklanabildiğimiz bir film çıkıyor karşımıza. Her ne kadar Ali’nin sorumsuz baba modelinde, ergence tavırları biraz canımızı sıksa da; yavaşça onun duygularına da odaklanmaya başlıyoruz. Kendi tarafımızdan değil onunda gözünden görmeye başlıyoruz.

Tabi böylesine yalın ve açık giden bir filmin bazı noktalarına takılmadım değil.

Kısa bir hikayeden esinlenerek yazılmış olmasındandır ki, konu bütünlüğü sürekli yalpalayarak gidiyor. Sürekli bir çelişki içinde dönen karakterler bir birleşip bir kopacak gibi oluyor. Tabi bunun nedeni olarak, Ali’nin dengesiz tavırları gerekçe olarak gösterilebilir ancak bu kadar dengesizliğin filme negatif bir puan katacağını düşünüyorum. Çünkü zaten hikayenin seyirciye verdiği tat tam yerinde, biz iletiye konsantre olacakken, olay örgüsünün sallanması insanı rahatsız ediyor. Bir de Ali’nin Stephanie’yle olan ilişkisine, ilk başlarda sadece cinsellik olarak bakması böylesine derin bir karakter için, fazlasıyla rahatsız edici.

Yine yazımıza kısa bir çizgi çekecek olursak, Pas ve Kemik, için 2012’nin izlenmesi gerekn filmlerinden diyebiliriz. Sade ve pürüssüz bakış açısıyla, her ne kadar yönetmenin 4 yıl önce ki filmi Yer altı Peygamberleri kadar mükemmeliyetçi olmasa da, yılın izlenmesi gereken filmlerinden. Ancak daha ötesi değil.

Sevgilerimle...



Yazar : Arınç Arısoy



PAYLAŞ



Yorumlar



Geri Dön: Ana Sayfa