Leon - Film İnceleme Yazısı

11 Ekim 2013

Ekleyen: Aytaç Ünal

3858

Leon - Film İnceleme Yazısı

Yapım: 1994 - Fransa, Fransa
Tür: Aksiyon, Casusluk, Dram, Gerilim, Suç
Süre: 110 dakika
Yönetmen: Luc Besson
Oyuncular: Natalie Portman, Jean Reno, Gary Oldman, Samy Naceri, Elizabeth Regen, Danny Aiello….
Müzisyen: Sting, Eric Serra
Görüntü Yönetmeni: Thierry Arbogast,
Senaryo: Luc Besson
Yapımcı: Luc Besson, Patrice Ledoux, John Garland, Claude Besson, Bernard Grenet


Bu hafta herkesin aklına kazınmış bir filmden söz edeceğim: Léon. Kimilerinin hayat felsefesini oluşturmuş bu film ameliyat masamın yeni konuğu.

Bu film için yazılıp çizilmiş onca şeyden sonra daha önce denemediğim bir inceleme tekniği kullanmak istiyorum. Denemekten zarar gelmez ne de olsa.

Peki ne yapacağım? Şöyle ki, film hakkında önemli bulduğum bazı noktaları soru-cevap şeklinde anlatmayı düşünüyorum. Böylesi daha akılda kalıcı ve yararlı olabilir.

O zaman başlayalım:

Filmin yönetmeni kimdir? Hangi filmleriyle tanınır?

Luc Besson. 1959 Paris doğumlu. Şimdiye kadar yapımcı, yönetmen ve senarist olmuş. Yönetmenlik hayatına “L’avant Dernier” ve “Le Dernier Combat “adlı iki kısayla başlamış ve lise yıllarında yazmaya başladığı film öykülerini gerçekleştirme umuduyla yola çıkmış. Kimilerine göre Fransız sinemasının yenilikçi yüzlerinden. Kimilerine göre ise başarılı filmlerinden sonra yapımcılığını üstlendiği “Taxi” gibi filmleri yüzünden başarısını düşüren bir yönetmen. Adından söz ettiren çalışmaları ise şöyle: Subway, The Big Blue, Nikita, Atlantis, Léon, The Messenger, Joan of Arc…

Filmin konusu hakkında biraz bilgilensek nasıl olur peki?

Léon bir göçmendir ve parasını insanları öldürerek kazanır. Patronu Tony ona kurbanların isimlerini verir, Léon da bir tetikçi olarak görevini yapar. Çok katı kurallara sahip bu tetikçi, başarısından dolayı adeta bir profesyoneldir. Bu başarısını her gün yapmaktan usanmadığı çalışmalara ve renksiz hayat stiline borçludur. Ancak bu siyah-beyaz hayat Mathilda adlı küçük kızın gelmesiyle renklenir. Mathilda ailesini bir polis baskınında kaybetmiştir. Ama tek üzüldüğü küçük kardeşinin ölmesidir. Çünkü ailede sevdiği başka biri yoktur. Mathilda Léon’un tetikçi olduğunu öğrenince ondan intikamını almasını ister. Sonrasında ise Léon’u kendisine tetikçiliği öğretmesine ikna eder. Böylelikle seyirci bu öğretmen-öğrencinin kurdukları sıkı bağa kitlenir. Haliyle artık Léon eski Léon olamayacaktır.

Filmde ön plana çıkan oyuncular ve performansları hakkında ne diyebiliriz?

Bu filmin kuşkusuz en başarılı isimleri Jean Reno ve Gary Oldman. Acemiliği üzerinde Natalie Portman ise ilk deneyimi olmasına rağmen iyi iş çıkarıyor. Daha önceki yazılarda da değinmiştim ama güzel film seyirciye normal olmayanı kanıksatan filmdir bence. Yani bir tetikçiye bağlanmamız ve bir polis şefinden nefret etmemiz bu duruma güzel bir örnek olabilir.

Bu film neden kült film oldu?

Her şeyden önce alışılagelmişin önüne geçen bir film Léon. Başka deyişle, birçok farklılıktan beslenen bir film. Zaten film dünyasında birçok farklı malzeme kullanmak ve bunların birbirlerine tatlarını vermelerini gerekirse kısık ateşte uzun süre beklemek gerek. Örneğin Léon-Mathilda ilişkisine bakalım. Gerçek hayatta birbirinden bu denli farklı iki insan nasıl oluyor da filmin sonunda bize yakınlarımızmış gibi geliyor? Bunun sırrı yavaşça şekillenen diyaloglarda ve yer değiştiren kişilik özelliklerinde. Masum kızımız Mathilda aslında insan öldürmekten hiç korkmayan cesur bir kızken, tetikçimiz Léon süt içmeyi ihmal etmeyen ve her gün çiçek sulayan bir güzel insan. İşte bu tür kompleks bağıntıları kurmak, araya bazı çelişkiler serpiştirmek ve bunları kulak memesi kıvamına gelinceye kadar sabırla yoğurmak bize kült film tanımını veriyor.

Film ve filmde kullanılan şarkılar arasındaki uyum hakkında ne denenebilir?

Bilindiği üzere Eric Serra ve Sting filmin şarkılarını üstlenen isimler. Eric Serra’nın “Noon” parçasını nerede duysam aklıma filmden kareler gelir hemen. Bir de mistik havası vardır bu parçanın. Bu garip tetikçinin hayatını daha iyi anlatan bir parça olamaz herhalde. Sting’in “Shape of My Heart” parçası ise bildiğiniz gibi gülen insanı bile hüzünlendirir. Eh, bu kadar güçlü bir şarkıyı böyle bir filmin sonuna koymanın etkisini siz tahmin edin. Sadece son sahnesi için izlenebilecek filmler listesine Léon’u sokabilecek şarkı budur bence. Böyle bir listeyi henüz görmedim, ayrı hikâye. Bu arada şarkının sözleri ile filmin finali arasında belirgin bir benzerlik var. Henüz izlemeyenler için bu benzerliği söylemesem güzel olacak. Ama siz gene de o sahneyi bir de bunu düşünerek izleyin.

Objelerin veya günlük olayların filmde kazandıkları özel anlamlar nelerdir?

Tahmin edebileceğiniz gibi birçok farklı mesaj ve metafor mevcut. Ama ben, beni en çok etkileyen sütten söz etmek istiyorum. Léon’un her gün süt içmesi ve ardından adam öldürmesi ironik geliyor ilk başta. Oysa süt ile birlikte Léon’un aslında yaptığı mesleği kendisinin seçmediğini anlıyoruz. Bunu her gece bir gözü açık uyumasından da çıkarmak mümkün tabii. Sütün bir diğer işlevi de önyargıyla yaklaştığımız tetikçi karakterine alışma sürecimizi hızlandırmak. Bu süreçte Léon’un her gün suladığı bitki ve onu komik duruma düşüren hafızası da büyük rol oynuyor.

Neden “Léon: The Professional” ?

Çünkü Léon işini en iyi şekilde yapan efsaneleşmiş bir tetikçidir. Ama filmin sonuna yaklaştıkça görürüz ki Léon hayatında sevgiye ikinci kez yer verdiği zaman gerçek bir profesyonel olur. Belki de Mathilda’dan öncesi onun için kayıp zamanlardır.

Filmde yolunda gitmeyen bir tek şey vardı. O da:

Biraz fazla abartılmış çatışma sahneleri. Yani tamam, Léon yakalanması zor bir tetikçi ama nasıl oluyor da onca polis onca silah Léon’u o kadar uzun süre durduramıyor.

Filmin en özel sahnesi?

Bana kalırsa bu filmin biz izleyicileri en fazla etkilediği kısmı Mathilda’nın Léon’un kapısını çalması ve “Lütfen aç kapıyı” demesi. Bu esnada Léon’un gözünden Mathilda’ya bakarız ve onun telaşlı suratını görürüz. Mathilda’ya açılan kapı filmin izleyicisine davetidir aslında. Çünkü o kapının açılması ile birlikte hem Mathilda’yı hem de Léon’u daha iyi tanıma fırsatına erişiriz. Bana kalırsa neredeyse her filmde bu tip davetler mevcut. İşte bu daveti dolaysız yapmak da bir yönetmen zekâsı olsa gerek. Léon’un koltukta uyumamayı seçtiği gece de bizi filmin sonuna hazırlayan ipuçlarındandı.

Hangi ödüllere sahip?

César, Golden Reel, Czech Lion ve Japanese Academy ödüllerini çeşitli kategorilerde kazandı.

Şu çok ünlü son sahne hakkında ne eklenebilir?

Bu son sahnenin büyüsünü bozmayayım ve her zamanki gibi beni etkileyen bir cümleyle kapanış yapayım. Ama bu sefer son sahneden alıntı yapacağım:

Mathilda: I think we\′ll be ok here, Léon.



Yazar : Özer Akman



PAYLAŞ



Yorumlar



Geri Dön: Ana Sayfa