Kısa Metraj Sohbetler - Virginia Gilbert

23 Mayıs 2011

Ekleyen: Fahri Şahin

4218

Kısa Metraj Sohbetler - Virginia Gilbert

- Kısa film sizin için ne ifade ediyor?

Kısa film türüne büyük bir hayranlığım var, ben zihnin genellikle yanlış ve eşsiz yapısının kısa öykü türüne daha yatkın olduğunu düşünüyorum . Benim için en iyi kısalar bir duygunun niteliği ve etkileri ile başa çıkma eğiliminde olanlardır. Merkez karakterin hayatındaki değişimler ve sonuçta ortaya çıkan her etki her sonuç karakterle kalır bunu izleyiciye yansıtmak bence işin kalitesini belirliyor.En iyi kısa öyküler gibi kısa filmler yoğun bir duygusal etki odağında duraklamadan kendi içinde bir temposu olan kısa bir yolculuk yaşatmalıdır bu yüzden kısa öyküler , kısa filmlerin taslağını oluşturmalıdır . Bu taslak içinde bazen derin bir alt metini bazen bir seçimi bazense hayatın içinde gözden kaçırdığımız bir detayı barındırmalıdır, kısa filmler bu taslağı kullanarak izleyiciye estetik bir gösteri sunar. İzleyici karakterin içindeki hareketleri gözlemler . Kısacası değişimin derinliklerini gözlemleyebileceğimiz anları yakalayabiliyorsanız iyi bir iş yapıyorsunuzdur.



- Peki kısa film çekmeye nasıl karar verdiniz?

Film çekmek , bir filme hikaye yazmak hep aklımdaydı zaten sinema ile uğraşan bir aileden geliyorum. Babam da yönetmendi , onu gözlemleme olanağım olduğu için oldukça şanslıydım ancak yinede oldukça dolambaçlı bir yolun sonunda yönetmen koltuğuna oturabildim.Aslen Londralıyım fakat üniversite eğitimi için Dublin′e gittim.

Orada bir çok oyun yönettim ama bir ffilmde çalışma fırsatı yakalayamadım.Mezun olduktan sonra Dublin′de şirketi İrlandalı bir yapımcı ile tanıştım ve bana bir iş teklif etti.Başlangıçta bir televizyona program yazmam istendi. Bir kaç fikir sundum. Bunlardan biri kabul edildi ve programın prodüktörlüğünü yaptım . Bu benim için büyük bir deneyim oldu.İrlanda hatta Avrupa film ve televizyon endüstrisi hakkında çok şey öğrendim.Cannes da prodüktör olarak toplantılara katıldım.Ancak ben prodüktör olmak değil film yazıp yönetmek istiyordum.



- Peki prodüktörlükten yönetmenliğe geçişiniz nasıl oldu?

Yönetmenliğe ve yazarlığa bir sıçrama yapabilmem için prodüktörler ile ilişki kurmak lazımdı bunun içinde en uygun yer EAVE ydi. EAVE genç prodüktörlere eğitim veren bir programdı ve bende bu eğitim programına başvurdum .Şanslıydım ki istediğim gibi oldu .Hesilation ve Mea Culpa filmlerimin prodüktörleri ile orada tanıştım .Kısa film yazıp yönetme imkanı doğduktan sonra prodüktörlüğü bıraktım.



- Blinder film sizin için bir dönüm noktası olsa gerek?

Kesinlikle .İlk olarak Mea Culpa da birlikte çalışmıştık ardından 3 yıl boyunca Blinder film ile tv de oldukça ses getiren işler yaptık.



- Bu yıl ki İngiliz kısa filmleri ile ilgili görüşünüz ne ?

Çok fazla kısa film yapıldı sadece festivallerde izleyebildiğim kadarıyla takip edebiliyorum. Bir genelleme yapmam çok güç ama hayran kaldığım bir kaç kısa film var. Bence İngiliz kısa filmleri tema ve hikayelerinde çok fazla klişe barındırmayan sosyal-gerçekçi türe odaklanarak çok parlak çalışmalar yapabilirler. Bence atölye çalışmaları da bu yönde olmalı.



- BAFTA sizin için ne ifade ediyor?

Büyük bir heyecan . BAFTA adayı olduğumda çok heyecanlanmıştım bunun yanında profesyonel anlamda bana çok büyük katkı yaptı.Kısa filmler aslında film endüstrisi için iyi bir kart seçme yoluda .Yılın en iyi kısa filmlerini izlemek içinde bafta biçilmiş kaftan.Eğer yeni bir şey denemek istiyorsanız BAFTA adaylığı size büyük bir kredi sağlıyor , kapıları açabiliyorsunuz ve insanlar sizinle ciddi işler yapmak istiyor .Bu tabi kısa sürede olmuyor , siz bir güven oyunu sahip oluyorsunuz ve bunu kullanmak sizin elinizde.



- Avrupa ve Hollywood sineması ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

Sinema bizim evde bir tutkuydu , ailemden sinemanın tarihini öğrenebiliyordum aynı zamanda onlardan az çok fantastik bir sinema eğitimi alıyordum.Küçük yaşlardan itibaren Avrupa filmleri ve yönetmenleri ile ilgili fikirler şekillenmeye başladı. Fransa′da ki yeni dalga , İtalya′da ki neo-realist örnekler beni çok cezbetmişti, aynı şekilde Hoolywood’ da ki yönetmenlerde.Avrupalı yönetmenlerin bir dönemin Hollywood sinemasından ne kadar çok etkilendiğini unutmak kolaydır ki ikinci dünya savaşı ve Amerika öncesi dönem ile ilgili çekilen dönemin filmlerinde bunu görüyoruz.Ben iki film endüstrisi arasında çapraz bir ilişki olduğunu düşünüyorum çünkü Amerika da büyük gişe rekorları kıran patlamış mısır filmleri multipleks bir gösteri , bir çok iyi film yapısı itibariyle bu gösterinin içine giremediği için hakkettiği değere ulaşamıyor bu bence üzerine düşünülmesi gereken önemli bir sorun . Benim iki endüstri içinde endişem iyi hikayelerin üretilmesi.



- Peki beğendiğiniz film festivalleri hangileri ?

Amerika da Tribeca ve Chicago tek kelimeyle fantastik.Avrupa da ise Galway film festivali favorim inanılmaz sosyal bir festival.Granada da ki festivalide çok beğenirim.



- Birçok yönetmenden de Granada ismini duyuyoruz.

Çok doğal çünkü şehir oldukça çarpıcı bunun yan ısıra ziyaretçilerini de mükemmel ağırlıyorlar .



- En beğendiğiniz yönetmenler hangileri?

Bu soruya sabaha kadar cevap verebilirim.Çok fazla favori yönetmenim var , daraltmam zor olacak . Renoir′in Mise-en-scene de insanların durumlarına hafif dokunuşu olağanüstüydü.Truffaut′un tarzı özellikle ilk zamanlarında ki filmlerinde ham coşkuyu ve gerçek hayatı hissettirmesi beni çok etkilemişti.Bergman filmlerinde ise insanın davranışlarına derin bir bakış ve cüretkar bir sinema vardı. Orson Welles′ın monumental hırsının ve sinema vizyonun da büyük bir hayranıyım.Bunların yanı sıra ;Coppola′nın godfather filmlerinde ki mükemmel yönetmenliği ,Charles Chaplin′in çarpıcı sineması, Woody Allen′ın Annie Hall da ki orjinal zekası ,Jaques Audiard sineması , Lucas Moodysson nin özellikle ilk iki filmde ki yaratıcılığı ve Agnes Jaoui nin sosyal komedi filmlerinde ki ustalığı beni kendilerine hayran bıraktı.



- İnternetin galiba dünyaya en önemli katkılarından biri, Renoir i izlememize olanak sağlaması?

Kesinlikle . Belli başlı filmlerine kolay ulaşılırdı ancak her filmine ulaşmak internetten önce çok zordu.Bence Renoir kesinlikle tüm filmleri dikkatlice izlenmesi gereken büyük bir usta.



- Peki neden Truffaut un ilk dönemi?

La nuit américaine filminin ardından ben coşkusunu kaybettiğini düşünüyorum.



- Takip ettiğiniz Türk yönetmen var mı?

Biraz utandırıcı geliyor ama ben Türk Filmleri hakkında çok cahilim.Takip edebildiğim yalnızca Nuri Bilge Ceylan. Uzak ve Üç Maymun favori filmlerimdendir.



- Diğer favori filmleriniz neler, kısa filmler dahil?

′Sophie′s Choice′, ′Tootsie′, ′The 400 Blows′, ′Day for Night′, ′Citizen Kane′ , ′The Magnificent Ambersons′, ′Persona′, ′West Side Story′′, ′A Prophet′, ′Together′, ′Fucking Amal′, ′The Lives of Others′, David Lean′s ′Oliver Twist′ , ′Great Expectations′, ′The Fallen Idol′, ′Midnight Cowboy,′ ′Sunday, Bloody Sunday′,′Blue Valentine′, ′The Taste of Others′....



- İrlanda’ da Türk Filmlerine olan ilgi nasıl?

Dublin de ki bir sanat evinde bir ay boyunca Türk filmleri gösterilmişti çok fazla olmasa da bir ilgi olduğunu duydum ben o dönemde orada olmadığım için katılamadım ama tahminimce tekrar edilecek bu etkinlik ve bende katılmayı umuyorum.



- Genç yönetmenlere tavsiyeleriniz var mı?

Asla pes etmesinler .Bu çok klişe ama kesinlikle doğru hele ki film endüstrisi için çünkü gerçekten çok sert bir endüstri ve içerisinde yer almak için çok güçlü ve dayanıklı olmanız lazım.The Lives of Others′ ve ′Blue Valentine′ gibi kaliteli filmlerin yapımının on yıl sürdüğünü duyduğunuzda korkmak yerine böyle bir filmi kendiniz de yapabileceğine inanın. Kendinizi geliştirin ayrıca bir yazar iseniz hep yazın , devamlı aktif olun ve yaratıcılığınızı her zaman kullanın.



- Kısa filmde tarzını en beğendiğiniz yönetmen hangisi?

Kieslowski, filmleri gerçekten muhteşem bunun yanında Truffaut′un kısa filmleri de oldukça etkileyicidir.



- Türkiye ile ilgili düşünceleriniz neler?

Öncelikle şunu söylemeliyim ki böyle zengin bir geçmişe sahip olan bir ülkeyi ziyaret etmediğimi söylemey utanıyorum.Ülkenizi tanıma fırsatına sahip olmayı istiyorum buna da Türk filmlerini izleyerek başlayacağım.Umarım bir gün ziyarette edebilirim.




Röportaj : Fahri Şahin



PAYLAŞ



Yorumlar



Geri Dön: Ana Sayfa