Kısa Metraj Sohbetler - Onur Yiğit

08 Ağustos 2012

Ekleyen: Aytaç Ünal

2647

 Kısa Metraj Sohbetler - Onur Yiğit

- Öncelikle okurlarımız için sizden bir "Onur Yiğit" tanımı alabilir miyiz?

Sanırım bunu tam olarak ben de bilmiyorum :)



- Kısa film sizin için ne ifade ediyor?

Bir çok kısa film yaklaşımı var ve hepside kendi içlerinde doğru paydalarda buluşarak üretimlerini sürdürmeye çalışıyor. Kimi reklam mantığını ele alarak çok kısa, vurucu, ürün satışı gibi film çekiyor. Kimisine de sosyal sorumluluk projesi yaklaşımıyla kanayan yaraya parmak basmak yeterli geliyor. Bu örnekleri çoğaltabiliriz. Şöyle bir değerlendirirsek anlatılan yirmi küsur ( aşk, siyaset, tarih vs.) konu başlığının içersinde dönüyor bütün bu üretimler. Tam bu noktada bence önemli olan neyi anlattığın değil; nasıl anlattığındır. İşte o zaman önünde sınırsız bir derya ile karşılaşıyorsun.

Benim kısa film tanımım Sinemanın kendisidir. Sadece süre olarak kısadır o kadar. Hep daha imkânım olsa da o ya da şu filmim orda bitmesinde devam etsin istemişimdir.

Festivallerin koyduğu sınırlamalar çerçevesinde 10-15 dakikada aslında ilerde neler yapabileceğinin en iyi kanıtları olarak görürüm kısa filmleri.



- Yurt içi ya da yurt dışından kısa film çalışmalarını takip ettiğiniz yönetmenler var mıdır?

Takip ettiğim kelimesi doğru olmayabilir fakat çok sevdiğim ve beni derinden etkileyen şu üç kısa filmin adını burada anmak isterim; Belma Baş “POYRAZ” , Nuri Bilge Ceylan “KOZA” , Fatih Kızılgök “TOZ”

Yurt dışındaki kısa filmleri de katıldığım festivaller ya da internet aracılığıyla takip ediyorum. Ne yazık ki hayran kalarak izlediğim çok az kısa film var.



- "Beyaz Sayfa" ve "Ayaz" festival süreçlerinde belirli başarılar elde etmiş kısa film çalışmalarınız var. Bize biraz bu kısa film çalışmalarınızın çekim süreçlerinden ve sonrasındaki etkilerden bahsedebilir misiniz?

Aslında akademik eğitim aldığım sıra içersinde çektiğim (İstanbul ve Ankara kısa film festivallerinde de yarışma imkânı bulmuş) başka filmlerimde var. "Ayaz" ve "Beyaz Sayfa" son iki filmim.

"Ayaz"’ı iki oyuncum ve ben dahil olmak üzere toplam dört kişi çektik. Filmde kesinlikle kar istiyordum. Yağma ihtimali vardı aksi bir durumda filmi çekmeyecektim. Çekimin ilk günü ilk sahne filmde de görüldüğü gibi lapa lapa kar yağıyordu. Bu bizi çocuklar gibi mutlu etmişti. Tabii ki kısıtlı imkânlarla çektik. Bir kamera, iki ışık, bin yürek dolusu duygu ile sekiz günde çekimleri tamamladık.

"Beyaz Sayfa"’da ekibi kurmakta, oyuncuları ikna etmekte biraz zorlandım. Çünkü hikâye doğu’nun en ücra köşelerinden birinde geçiyordu. Şansıma o yaz çatışmalar her zamankinden daha da sık yaşanıyordu.

Bir seneyi aşkın gerçekleşen ön çalışmaya rağmen çeşitli sorunlar yaşadım. Çekimlere 1 hafta kala senaryoyu değiştirmek zorunda kaldım. Aslında bir köylü kızı karakteri de vardı.

Her şeye rağmen bir minibüse atlayıp yola koyulduk. Yine küçük bir ekibim vardı. Yine sekiz günde, yine bir kamera iki ışık...

Türkiye’de kısa filmlere kaynak bulmak, onları tanıtmak, göstermek çok zor. Sektörün sanayileşememiş olmasından yeterince dikkatleri üzerimize çekemiyoruz. Hal böyleyken, filmlerin nasıl bir etki yarattığını gözlemlemek aslında bir hayli zor oluyor.

İstanbul’dan Boston’a, Ankara’dan Brüksel’e, İzmir’den Detmold’a, Mardin’den Selanik\′e bir çok festivalde yarıştı, ödüller aldı. Ama daha da önemlisi insanlarla paylaşma imkânı buldum. Çok değerli yorumlar, çok acımasız eleştiriler duydum. Ama hepsi bir sonraki film için hep itici güç oldu.

2008 kışı çekmiş olduğum “ayaz” 2012 yazı, onca zaman geçmesine rağmen en iyi film ( the best film in the first golden floss halva short film festival ) ödülü alabiliyorsa bir yerlerde hala bir umut var demektir.



- Hatırladığım kadarıyla tv dizilerinde de çalışma fırsatı buldunuz. Ülkemizdeki tv sektörünün ve tv dizilerinin geldiği nokta hakkında bize neler söyleyebilirsiniz? Ayrıca şu sıralarda ya da geçmişte yayınlanmış tv dizilerinden beğendiğiniz projeler hangileridir?

Evet dizi filmlerde çalışıyorum. Hakkında da hiç iyi düşünmüyorum.

( nerde çokluk, orda bokluk )

Tabi oyuncusundan asistanına; yönetmeninden çaycısına herkes tüm samimi duygularıyla bir iş yapmanın mutluluğuyla sonuna kadar çok zor şartlarda (gerçekten zor) çalışıyor.

Sorun sermayeyi elinde bulunduran ağalarda maalesef. Onlar ne istiyorsa o çekiliyor. Ve onların ticaret yaptığını unutuyoruz sanırım. Sektörümüzde çok büyük bir boşluk var maalesef. İyi yönetilemiyor. İşte kapital dünya parasını nereye yatıracağını çok iyi biliyor. O boşlukta çok rahat geziniyor. İstediği şekilde, istediği koşullarda sırf para kazanmak için dünyada eşi benzeri olmayan bir işe girişmiş durumda. Umarım bu boşluk bir an önce kontrol altına alınır ve dizi filmin mantığına uygun 30-45 dakikalık işler çekilmeye başlanır.



- Türkiye ve yurtdışında takip ettiğiniz yönetmenler hangileridir?

Elimden geldiğince bulabildiğim her filmi ayrım yapmadan izlemeye çalışıyorum. Fakat öyle yönetmenler var ki hayran olmamak elde değil.

Ingmar Bergman, Nuri bilge ceylan, Ferzan Özpetek, Andrey Tarkovskiy, Michael Haneke, Fatih Akın, Jean Renoir, Wong Kar Wai, Reha erdem,Lars Von Trier, Yeşim ustaoğlu, Theo Angelopoulus, Zeki demirkubuz,François Ozon, Michelangelo Antonioni,Jean-Luc Godard...



- Gelecek projeleriniz hakkında biraz bilgi verebilir misiniz?

Uzun süreden beri hazırlandığım yeni bir kısa film projem var. Uygun koşulları yarattığımda hemen çekimlere başlayacağım. Yine küçük bir hikaye. Sadece bir apartman dairesinde geçiyor. İşsiz yeni evli bir çift ile beraber yaşadıkları anneannelerinin içlerine kapandıkları dünyanın hikayesi." gitmek için durup bir bakmak; kalmak için ise yol almak gerekmez mi? "



- İşin çok başında olan kısa filmciler için ne tür önerileriniz olabilir?

İşin en zor kısmı olsa gerek ilk filmini çekmeye çalışmak. İçindeki enerjiyi boşaltmak çok önemli öyle ya da böle. Gerisi mutlaka gelecektir. İmkanları fazla zorlamadan işin prodüksiyon kısmını fazla kurcalamadan ellerindeki imkanlar doğrultusunda çekmelerini tavsiye ediyorum. Kendi hayatınıza bir bakın, elinize birde kamera alın, çekmeye başlayın.



- Son olarak "Moneta Film" Projesi hakkında düşünceleriniz nelerdir?

Takdire şayan bir uğraş... Bu gibi oluşumların daha da çoğalmasında vesile olmasını diliyorum.




Onur Yiğit’in Facebook sayfasının adresi : www.facebook.com/onurfilm

Röportaj : Bilal Cangül



PAYLAŞ



Yorumlar



Geri Dön: Ana Sayfa