Kısa Metraj Sohbetler - Emin Murat Kılıç

09 Ağustos 2013

Ekleyen: Bilal Cangül

1940

Kısa Metraj Sohbetler - Emin Murat Kılıç

- Öncelikle okurlarımız için sizden bir "Emin Murat Kılıç" tanımı alabilir miyiz?

En zor soruyla başladık desenize... Şimdi iyi şeyler söylesen olmaz, mütevazı olsan gene olmaz… En iyisi ben tanımlamayayım, röportajı okuyanlar zaten benim tanımımı kendileri yaparlar.



- Kısa film sizin için ne ifade ediyor?

Keşke ‘’Kısa film benim için herşeydir, hayattır, o olmadan yaşayamam’’ gibi klişe cevaplar verebilseydim. Daha karizmatik dururdu belki. Kısa film normalde elbette kendi başına bir tarzdır. Ama işin gerçeği benim için kısa film nihai amaç olmadı. Çoğunun olduğu gibi benim için de bir geçiş, pratik ve elbette bir mecburiyetti…



- Yurt içi ya da yurt dışından kısa film çalışmalarını takip ettiğiniz yönetmenler var mıdır?

‘’Yok, sadece denk geleni izliyorum’’ diyerek yine gerçekçi olacağım kusura bakmayın. Ama önüme geleni de izliyorum. Zaten her gün önüme birkaç kısa film geliyor göz atmam için. Onları izlesem bile bayağı kişiyi takip etmiş oluyorum.



- Bize biraz “Şehr-i Sinematografya” projenizin oluşum sürecinden ve bu projeyi gerçekleştirirken karşılaştığınız ilginç olaylar var ise bahsedebilir misiniz?

‘’Sen ne biçim yönetmensin, bana bir facebook profil fotoğrafı bile çekmedin, yönetmen dediğin fotoğraf da çeker’’ laflarıyla ezildiken sonra ‘’Çekilin ben de fotoğraf çekicem’’ diye çıktım dışarıya. Ama o kadar güzel kadrajlar vardı ki, o güzel kompozisyonların tek bir karede kilitli kalmasına dayanamadım. Video da çeken fotoğraf makinamın kayıt tuşuna basıp fotoğraf kadrajlarını video olarak görüntülemeye başladım. Olay böyle başladı. Beğenilince de seri haline getirdim. Ve özelliği şudur: şehrin ‘’gerçek’’ görüntülerinden oluşur. Ara sokakları, kedileri, köpekleri, çocukları, seyyar satıcıları görür, gerçek şehir seslerini duyarsınız… Turistik mekanları ve nüfus tabelası göremezsiniz kolay kolay bu videolarda…



- Ülkenin kısa filmcileri için uzun vadede çok faydalı olacağı düşündüğüm şu sıralarda üzerinde çalıştığınız www.kisafilmnasilcekilir.com adresli tamamiyle gönüllük esasına dayanan online film okulu projenizden bahsedebilir misiniz? Bu girişimin süreçlerini anlatabilir misiniz?

Kendim bu işi öğrenebilmek için bayağı uğraştım. Ama uğraşmamın sebebi zor olması değil, piyasadaki bilgilerin ve kaynakların düzensiz olmasıydı. İyi olarak gösterilen kaynaklar ise çok teknikti, anlamıyordum, şevkimi kaçırıyordu. Ben bu işi, kaynak yoksunluğundan ötürü çok uzun zamanda öğrendim. Şimdi ise yeni başlayanlar bunu yaşamasın istiyorum. Bu işi ‘’zordur, öğrenemezsin’’ yalanlarından sıyırarak, insanları korkutmadan öğreten, hayatında eline kamera almamış insanların seviyesinden başlayarak, profesyonel seviyeye kadar içeren bir kaynak yaratmak istedim.



- Birçok kısa film ve klip projesi gerçekleştirme fırsatı buldunuz. Bu projelerin oluşum aşamasında ya da sonrasında sizin tecrübe olarak adlandıra bileceğiniz ne gibi deneyimler katmıştır?

Sinema, TV ve medya piyasasında dolu görünen boş insanların ne kadar fazla olduğunu anladım. En önemli tecrübe budur. Onlarca balon fırsat gelebiliyor karşına. Hepsinde çok hevesleniyorsun, ‘’aha bu kez yırttık’’ diyorsun. Belli bir zaman sonra, sana fırsatı sunan, senin büyük biri sandığın adamın aslında bi halt olmadığını anlıyorsun.



- Türk Sineması’nın şu an ki yeri, durumu hakkında düşünceleriniz nelerdir?

Artık yabancıdan ziyade yerli filmleri izlerken daha çok keyif alır oldum. Yani gayet güzel. Bir kere daha sıcak, daha bizden…

Ama şu para kazanmak için kalitesiz filmlerle piyasaya oynama olayından vazgeçilse, hem film kalitesi hem de seyirci kalitesi artar. ‘’O film izleyeni sıkar’’ dediğimiz sanatsal filmlerin bile onlarcasını izleyiciye zorla izletirsek, sinemaları bunlarla doldurursak, başta ısınma süreci zaman alabilir ama bir süre sonra seyircinin o tarzlara yönlendiğini görürüz. Örneğin bir karikatüristin espri tarzını anlamak için, tek bir karikatürünü okumak yetmeyebilir. Karikatüristin tarzı saçma ve anlamsız gelebilir. Okuyucu, belki bir süre okuduktan sonra o adamın tarzını anlayacak ve bağlanacaktır. Kevin Smith ve Tarantino filmleri de buna örnektir. Ama bu riske girmiyor beyaz perde… Direk sıcak para istiyor. Para gelmeyen 1 günü, 1 filmi bile ölüm sayıyor… Ah bi sabretse, ne kemik kitleler oluşturacak yetenekler var ülkemizde…



- Türkiye ve yurtdışında takip ettiğiniz yönetmenler hangileridir?

Woody Allen, Kevin Smith, Yavuz Turgul. Onun dışında özellikle takip ettiğim isimler yok, denk geleni izlerim, benim olayım budur.



- Gelecek projeleriniz hakkında biraz bilgi verebilir misiniz?

Bu sektörde gelecek planı olamaz. Ancak istek olabilir. Çünkü her yıl onlarca proje konuşursun, belki birini ancak yapabilirsin. Bunun için şimdi size saymaya kalksam, saydığım 10 projeden 9unu zaten görmeyeceksiniz, duymayacaksınız.

Ama kısa film olayının benim için yavaştan sona erdiğini, belgesel, reklam ve kliplerle devam edeceğimi, hatta ettiğimi rahatlıkla söyleyebilirim.



- İşin çok başında olan kısa filmciler için ne tür önerileriniz olabilir?

Elinizde ne varsa onunla hemen film çekmeye başlayın. Hiçbir şey yoksa resimleri, filmleri montajlayın ama bir şey yapın, asla boş durmayın. Birşeyler yapmak, harekete geçmek için şartların olgunlaşmasını beklemeyin.

Şimdi yazacağımı bana da söylerlerdi, klişe gelirdi ama iyi dinleyin: Gerçekten sabredin, isim yapmanız için sadece proje değil ZAMAN da gerekiyor. İlk birkaç filminizde ya da karşınıza ilk yıllarda çıkan fırsatlarda hemen yırtmayı beklemeyin, asla hevesiniz kaçmasın, devam edin.



- Son olarak "Moneta Film" Projesi hakkında düşünceleriniz nelerdir?

Kısa film olayını, kısa film yönetmenini ciddiye alan pek fazla yayın ortalıkta yokken, herşeyden önce kısa filmcilere arkasında onları gözleyen birileri olduğunu, destekçileri olduğunu hissettiren, ve gördüğüm kadarıyla git gide büyüyen başarılı bir proje. Hazırlayanları tebrik etmek istiyorum hem kendi adıma, hem de kısa filmciler adına…




Röportaj : Bilal Cangül



PAYLAŞ



Yorumlar



Geri Dön: Ana Sayfa