Bir Ayrılık - Sinema Yazısı

13 Ekim 2013

Ekleyen: Bilal Cangül

3177

Bir Ayrılık - Sinema Yazısı

Şüphesiz 2011 yılının en ses getiren yapımların biri olup, Oskar dahil olmak üzere, bir çok yabancı film festivalinde en iyi film olma mevkisine başarıyla yükselen bir film “Bir ayrılık.” (Orijinal adıyla “Nader ve Simin, Bir Ayrlık”) Asghar Farhadi’nin yazıp yönettiği ve orta sınıflı bir ailenin sancılı günlerinden yola çıkarak, eleştirel tespitleriyle İran’ın hukuk sistemine ve inançlarıyla ince çizgilere sıkışmış insanlara dikkat çeken enfes bir film açıkcası, “Bir Ayrılık.” Berlin film festivalinde en iyi film, en iyi erkek oyuncu ve en iyi kadın oyuncu ödüllerini alarak duyurmuştu ilk ismini. Daha sonra Oskar’da en iyi yabancı film ödülünü alarak çok şey kanıtlamıştı. Düşünsenize, İran sineması batının göbeğinde ödül alıyordu. Bu gerçekten büyük bir başarı.

Gelin kısaca bir konusuna göz atalım:

Simin (Leila Hatami) kızını daha iyi bir ortamda büyütmek ve ona daha iyi bir gelecek sağlamak adına yurt dışına yerleşme planlarındandır. Ancak kocası Nader (Peyman Maadi) babasının Alzheimer hastalığını gerekçe göstererek İran’da kalmak istemektedir. Bu iki ayrı gerekçe Nader ve Simin’i birbirine düşürür ve ilk sahneden de anlayabileceğimiz gibi, ikili boşanma sürecine geçer. Bu süreçte Simin evden ayrılır ve Nader’i babasının bakıcılığı konusunda yalnız bırakır. Nader’in babasına bakması için ayarladığı Razieh’le (Sareh Bayat) yaşadığı sorunlar da bir anda çözülmez bir düğüme döner ve Nazer bir anda kendisini cinayet suçlamasıyla karşı karşıya bulur.

İran sinemasının doruk noktalarından biri bu film, kuşkusuz. Ağırlaşmayan, sert kavşaklardan yuvarlanmayan, uzun ve tek planlardan kaçınan, neredeyse uzun sekanslı rotarlara uğramamış görüntülerle tamamiyle modern ve dinamik bir duruş sergileyen bir film öncesinde. Hatta kamera önü doğal oyunculuk konusunda ders niteliği taşıyan bir yapıt kanımca. Ancak şöyle bir pürüze takılmadan edemedim. Filmi izledikten sonra okuduğum tüm film eleştirilerinde nerdeyse hep aynı eleştiriyle karşılaştım. Filmin sisteme, kalıplaşmış iran ideolejisine deyinmediği ve sadece bireysel çıkmazlığı konu almış olmasına deyinen eleştiri yazıları okudum. Açıkcası ben buna kesinlikle katılmıyorum. Çünkü Simin’in başta ülkeyi terk etme sebebi, ülkesinden daha iyi şartlarda olan bir yere yerleşmek istemesi, dolaylı olarak ülkesinin şartlarını ve koşullarını iyi bulmaması çaktırmadan aks ettiriliyor. Bir ikincisi hukuk sistemi. Hakimlerin bu konuda hassas olmamaları ve gelen davaları alel acele çözerek kurtulmak isteyen bir tavır sergilemeleri ve kanunların kan parası denilen ilkel yollarla ve dualarla bile çözülecek olması gibi. Bunlar aslında filmin arasına yerleştirilen alt başlıklar gibi gözükse de, tamamen sisteme eleştirisel bir bakış. Doğudan batıya ince bir mesaj.

Bir ayrılık, gerçekten seyirciyle arasında bolca empati kuran mutsuz bir film. Aslında çokca ironik. Ancak film daha çok baba kız güven ilişkisine dayandırılıyor. Çiftin 11 yaşında ki küçük kızı Temreh, babasının cinayet suçlamasıyla karşı karşıya kalması üzerine babasının haklı olup olmadığı konusunda ikilemler yaşıyor. Annesinin de cinayete ihtimal vermesinin etkisiyle babasına şüpheci bir tavırla yaklaşıyor. Bundan aşırı mutsuz olan babası Nazer ise gerçeği kanıtlamak uğruna neredeyse çırpınıyor. Çünkü hapse girip girmemesinden daha çok onun için önemli olan, kızının ona beslediği güven duygusu. İşte bu noktaya kapılarını kilitleyen film, seyirciye kapıyı açabilmesi için bir anahtar veriyor. Biz bu anahtarla tam deliği bulacakken hikaye karşımıza aniden bakıcı olan Razieh’in kocasını çıkartıyor ve işler burda çıkmaza sarıyor. Ve bir anda filmde izlediğimiz ana ve yardımcı karakterlerin hepsinin (hatta öğretmen ve tanık tiplemelerinin de) hayatında zincirleme çöküşler başlıyor. Yani sıradan görünen bir ayrılığın, aslında nasıl diğer hayatları da etkilediği, adeta ustanın bir halıyı ince ince dokuması gibi mükemmel bir kurgu ve olay örgüsüyle veriliyor. İşte burda yönetmenin hangi derdin peşine düştüğünü anlıyor görüyor ve en önemlisi de hissediyoruz. Hayatımızda aldığımız kararların sadece bizi etkilemediğini, diğer insanları da bundan en az bizim kadar etkilendiğini işin tüm çıplaklığıyla anlıyoruz.

Dikkatimi çeken bir diğer nokta ise, ister afişe bakın ister başroller listesine, Simin hep karşımıza başrolde oynayan kadın oyuncu gibi çıkıyor. Kuşkusuz Nader filmin erkek başrol oyuncusu, ancak filmin ortalarına gelmeden dahi anlayabiliyoruz ki filmin asıl kadın başrol oyuncusu Razieh. Olaylar adeta Razieh’in etrafında dönüyor, herkes bir yerde Razieh’in peşine düşüyor. Razieh ise sıkı inançları ve kocası arasında çıkmaza düşmüş masum bir çizgi çizse de yönetmen yine bizi ters köşeye yatırıyor. Yine beklenmedik bir sonuçla karşımıza çıkıveriyor.

Sizinle de filmle geçen şöyle bir anımı paylaşmak isterim. Filmi izlemeden aylar önce İran’lı Shole diye bir arkadaşım bana internet üzerinden ismi ve açıklaması Farsça yazan bir filmin kamera arkası videosunu atmıştı. Bu kamera arkası videosunda yaşlı bir adamın tekerlekli sandalye üzerindeyken oğlu tarafından banyoda onu yıkama sahnesi vardı. Rol gereği oğlun hasta ve aciz babasını yıkarken ağlaması gerekiyordu. Tam bu yaşanırken, bir de ne olsun! Tam bu sahne de bütün kamera arkası çalışanları duygulanıp ağlamaya başlamaz mı. Ama görmeniz gerek, yönetmen bir yandan ağlıyor görüntü yönetmeni atmış kendini bir yere, oyuncular deseniz harap. Set perişan! O günden beri merak ederdim acaba hangi filmdir bu bütün seti ağlatan film diye, izlediğimde anladım; o film “Bir Ayrılık.” Bu da filmin aslında ne kadar kuvvetli bir dokuya sahip olduğunun diğer bir kanıtı.

Kısaca bir çizgi çizmek gerekirse, Bir Ayrılık İran’a özgü gibi gözüken ama aslında evrensel bir bağ olan, ahlak değerlerini, insanların inanç ölçütlerini ve sevdiklerimize duyduğumuz güven sınırlarını sorgulayan güçlü bir film. Filmi izlerken karaktere duyduğumuz önyargıyı bile kıran ve gerçeği aramamızı söyleyen derin bir film. Herşeyden önce iki saatlik bir dram olmasına rağmen, sıkmayan akan ve gelişen, geliştikçe üstüne bir şeyler koyan bir film. Bir ayrılık, iyi bir film. Çok iyi bir film.

Sevgilerimle...



Yazar : Arınç Arısoy



PAYLAŞ



Yorumlar



Geri Dön: Ana Sayfa